Kılıçdaroğlu: “Cumhurbaşkanlığını belirleme yetkisi 6’lı masada”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Cumhurbaşkanı olacak kişinin ahlaklı olması lazım, erdemli olması lazım, devleti tanıması lazım, devlet aklının olması lazım, tecrübeli birisinin olması lazım gibi nitelikleri saydık. Bu niteliklere uygun bir cumhurbaşkanı adayımız çıkacak.” dedi.

Kılıçdaroğlu, partisince Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde düzenlenen, Kızılcahamam, Çamlıdere, Kazan ve Güdül’den gelen kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve muhtarlar buluşmasına katıldı.

Konuşmasında, düzenledikleri bu toplantılara önem verdiğini belirten Kılıçdaroğlu, kendisinin halktan farklı bir yaşantısı olmadığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Benim öyle saraylara, öyle lüks hayatlara falan ihtiyacım yok. Onlar beni rahatsız eder. Benim vatandaşım eğer huzur içinde yaşıyorsa, ben de huzur içinde yaşarım. Bizim bir eksiğimiz var onu da söyleyeyim. Yani CHP olarak bir eksiğimiz var. Biz genelde Ankara’da oturduk, güzel nutuklar attık. Sonra dedi ki ‘vatandaş niye bize oy vermiyor?’ Gelip sizin sofranıza oturmadık, derdinizi dinlemedik. ‘Arkadaş sizin derdiniz nedir?’ diye oturup konuşmadık. Hep Ankara’dan konuştuk. Ondan sonra sizden oy bekledik. Sonra ‘niye vatandaş bize oy vermiyor?’ diye oturup düşünmedik bile. Ben, sizler nasıl yetiştiyseniz öyle yetiştiğim için sizin sofralarınıza oturmak, sizinle oturup konuşmak, dertleşmek benim görevim. Eğer siyasete atıldıysam bu benim görevimdir.”

Devlette liyakatın önemine değinen Kılıçdaroğlu, liyakati doğuran kavramın ise ahlak olduğunu vurguladı.

Kılıçdaroğlu, “Bütün peygamberler, ahlakı egemen kılmak için görevlendirilmişlerdir yüce Yaradan tarafından. O zaman şu soruyu sormamız lazım, eğer siyaset topluma hizmet edecekse, siyasetin ahlaklı olması gerekiyor mu gerekmiyor mu? Anadolu’da bir söz vardır, ‘Doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar’ diye. Ben de şunu söyledim, ‘9 köyden kovsalar, onuncu köye gideceğim. Doğruları anlatmaya devam edeceğim.'” diye konuştu.

Türkiye’nin kendi sorunlarını çözebileceğinin altını çizen Kemal Kılıçdaroğlu, genç nüfusa dikkati çekti.

Taşı sıksa suyunu çıkaracak gençlerin geleceğini Avrupa’da, gelişmiş ülkelerde aradığını savunan Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Oysa bunlar bizim evlatlarımız, burada çalışması lazım. Bunlara umutsuzluk aşılayan siyaset kurumudur. Yani siyasetçilerdir. Musluğu açtığınızda 5 çeşit vergi ödersiniz. Dolmuşa bindiğinizde, ekmek aldığınızda, kefen bezi aldığınızda, ne alırsanız hepsinde vergi ödersiniz. Vergi ödemediğiniz tek şey var. Nefes aldığımız hava. Madem ki 85 milyon vatandaşız madem çocuk doğduğu andan itibaren vergi vermeye başlar, bizim vergiler nereye gidiyor? Bu soruyu sormuyoruz. Bu soruyu sormadığınız için demokrasi gelişmiyor. Ben vergi ödüyorsam benim verginin nerelere harcandığını hesabının millete verilmesi lazım. Bunu verecek olan da siyaset kurumudur. Tarıma verilen destek 21 milyar 300 milyon lira. Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesine göre, her yıl en az milli gelirin yüzde biri oranında çiftçiye mali destek verilir. Bu kanun çıktığı tarihten bu yana hiç bu para verilmedi. Tarıma veriyorlar 21 milyar lira destek, faiz giderleri 134 milyar lira. ‘Faize karşıyım’ demek bu değildir. Lafla faize karşı çıkılmaz. Faize karşı çıkıyorsanız, çiftçiye vereceğiniz destek 21 değil, 131 olmalı. Eğer faize verecekseniz o faiz de 21 olmalı. Tam tersi oluyor. ‘Ben faize karşıyım’ demekle karşı çıkılmıyor ki. Her devlet faiz öder mi? Elbette her devlet faiz öder, borçlanırsan faiz ödersin ama ödediğiniz faiz bütçenin büyük bir kısmını kapsıyorsa bir soygun var demektir ve devlet soyuluyor. Soru şu, faizi kim alıyor? Londra’daki tefeciler alıyor. Kaç kişi bunlar? Emin olun bir avuç kişi.”

Türkiye’nin para bulmak için Kuveyt’e, Suudi Arabistan’a, Katar’a, Birleşik Arap Emirlikleri’ne gittiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin risk primi yüksek olduğu için kimsenin borç vermediğini savundu.

Bunu çözmek için devletin, sorunla karşılaşan kesimleri dinlemesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Önce sorunu yaşayandan dinleyeceksin ki, ondan sonra sorunu çözeceksiniz.” dedi.

Siyasetin ahlaklı değilse sorunların da çözülemeyeceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Siyasete giren kişi zenginleşmiş ise bakın açık ve net söylüyorum, siyasete giren kişi ‘ben zenginleştim, köşeyi döndüm’ diyorsa bilin ki hırsızlık yapıyor, Türkçesi yok bunun. Ben de girdim siyasete. Devlette bürokrattım. Siyasete girdiğim gün bütün mal varlığını kendi internet siteme koydum. Hepsini koydum. Bunlar benim alın terimle aldığım şey. ‘Benim servetim bu’ dedim. Şimdi her yıl Meclis Başkanlığına servet beyannamesi verirken, ben de her yıl o servet beyannamesini yenilerim. Ama siz birdenbire zenginleşirseniz han hamam sahibi olursanız, bilmem nerelerde ‘yurtlar yapıyorum’ diye gökdelenler yaparsanız, onların başında sizin çocuklarınız olursa bu demek ki birisi malı götürüyor, işin Türkçesi budur arkadaş. Malı götürmek ne demektir? Fakirin fukaranın hakkını çalmak demek.”

“Aklınıza ne gelirse dışarıdan ithal etmeye başladı”

Üretim yapmayan bir ülkenin geri kalacağını belirten Kılıçdaroğlu, “Her şey gelirdi benim aklıma ama Türkiye’nin saman ithal edeceği hiç gelmezdi ama onu da ithal ettik. Sonunda canlı hayvandı, etti, aklınıza ne gelirse dışarıdan ithal etmeye başladı.” açıklamasını yaptı.

“Ne yapmamız lazım?” sorusunu soran CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Önce topraktan başlamamız lazım. Üstüne sanayi kurmamız lazım. Üstüne, üniversitelerin bilgi üretmesi lazım. Üstüne, katma değeri yüksek ürün üretmemiz lazım. Hepiniz cep telefonu kullanıyorsunuz, tamamı ithal. Tamamı dışarıdan geliyor. 85 milyonun elinde bunlardan var. Kim için çalışıyoruz? Bu malı üretip Türkiye’ye gönderen ülke için çalışıyoruz. Biz bunu yapabilir miyiz, yapabiliriz, niye yapmayalım, yapabiliriz. Çiftçi üretmezse hepimiz aç kalırız. Tarım stratejik sektördür. Buzdolabınız olmayabilir, arabanız olmayabilir ama günde iki sefer en azından üç sefer bir yemek yiyeceksiniz. Biz bunları dışarıdan alırsak olmaz, içeride üretiyoruz. Dünyanın bütün ülkelerinde tarım teşvik edilir. Bizde de teşvik edilmesi lazım. 34 yıl sonra şeker ithal ettik. Mazotu kesinlikle KDV’siz ve ÖTV’siz çiftçiye vermek zorundasınız. Çiftçinin kesinlikle desteklenmesi lazım.”

Muhtarlarla ilgili de konuşan Kılıçdaroğlu, bağımsız bir muhtarlar kanunu olması gerektiğini söyledi. CHP olarak, kendilerinin bağımsız bir muhtarlık kanunu hazırladığını ve Meclis’e sunduklarını belirten Kılıçdaroğlu, fakat bunun reddedildiğini bildirdi.

Kılıçdaroğlu, “İnşallah sizlerin takdiriyle, Allah’ın izniyle iktidar olduğumuzda bu muhtarlık kanununu çıkaracağız. Muhtarlık, çok önemlidir ve muhtarlık demokrasinin temel taşıdır. Bu topraklarda yapılan ilk seçim, 1833 yılında Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde yapılan bir muhtarlık seçimidir.” diye konuştu.

Sosyal yardımların muhtarlar aracılığıyla dağıtılması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Köyün yeniden tüzel kişilik kazanması lazım. Köy mallarının olması lazım. Bir ara size de aylık ödenmiyordu. Ben onu da bastırdım. Sonunda aylık ödendi ama tam ödenmedi. Size maaş ödenmiyor, ödenek veriliyor. Türkiye Belediyeler Birliği varsa Türkiye Muhtarlar Birliği’nin de olması lazım. Dolayısıyla muhtarlık kurumunun güçlenmesi lazım. Sizin birleşik oy pusulanız yok, niye yok? Halbuki muhtarlık kurumu değerliyse ve değer veriyorsak birleşik oy pusulası gibi olmalı. Vatandaş hangi muhtarı istiyorsa altına mührü basar. Partilerin öyle değil mi? Öyle. Muhtarların da öyle olması lazım.”

Katılımcıların sorularını yanıtladı

Bir soru üzerine siyasetçilerin birleştirici dil kullanması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, muhtar azalarının da oturum başına belli bir ödenek alması gerektiğini söyledi.

Yabancılara mülk satışı ile ilgili bir soruyu da yanıtlayan Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Biz yabancılara mülk satışına karşıyız. Ne bina, ne tarla, ne arsa, ne arazi satışına. Buna karşı çıktığımızı söyledik. Sadece o değil, tank palet fabrikasının Katar ordusuna satılmasına da karşı çıktık. Dolayısıyla biz iktidar olduğumuzda Allah’ın izniyle önce o tank palet fabrikasını Katar ordusundan alıp şanlı ordumuza vereceğiz. Ordumuzun hastanelerini kapattılar. Hastanesi olmayan dünyada tek ordu Türk ordusu. Hastanelerini, tank paletini, bugüne kadar kaybettiği ya da elinden alındığı pek çok şeyi tekrar ordumuza iade edeceğiz. Yabancılara konut satışına karşıyız. Kimse kendi topraklarını başkalarına satmamalı. Bunu para için yapıyorlar, biraz para gelir diye ama hepsini düzelteceğiz.”

“Cumhurbaşkanlığına aday mısınız?” sorusu üzerine ise Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

“Cumhurbaşkanlığını belirleme yetkisi 6’lı masada. Bu konuda görüş birliğini sağladık, görüş birliğine vardık. 6 lider, sadece cumhurbaşkanının niteliklerini belirlediler ve onu kamuoyuyla paylaştılar. Cumhurbaşkanı olacak kişinin ahlaklı olması lazım, erdemli olması lazım, devleti tanıması lazım, devlet aklının olması lazım, tecrübeli birisinin olması lazım gibi nitelikleri saydık. Bu niteliklere uygun bir cumhurbaşkanı adayımız çıkacak. İnşallah Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin onurlu 13’üncü cumhurbaşkanı olacak, bundan emin olmanızı isterim.”

Suriyeli sığınmacılarla ilgili soru üzerine de Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Suriyelilerden rahatsızız. Suriyelileri göndereceğiz. Dört aşamalı bir plan yapıyoruz. Birinci aşama Suriye yönetimiyle oturup konuşacağız. Karşılıklı büyükelçilikleri açacağız. İkinci aşama, buradan gidecek Suriyelilere can ve mal güvenliğini sağlamamız lazım. Bunu bizim ordumuz, Suriye ordusu, BM devreye girecek, bu güvenliği sağlayacak aynı Kıbrıs’ta olduğu gibi. Üçüncü aşama, bunların yiyeceği, içeceği, barınacağı yerler var, bunlar yapılacak. Bunları AB fonlarından Türkiye’deki müteahhitler gidip orada yapacaklar. Dördüncüsü de Gaziantepli iş adamlarının orada fabrikaları var, fabrikalarını tekrar çalıştıracaklar istihdam yaratacağız. Böylece her birisini ırkçılık yapmadan, ülkelerine huzur içinde göndereceğiz, hepsi de gider yüzde 99’u gider.”

AA / Barış Gündoğan – Politika

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.